*Yukarıdaki butona tıkla ve ekle. Yapay zeka gelişmelerini Google’da her zaman üstte gör.

Google, Anthropic ve OpenAI'ın kendi kaynaklarından derlenen bu rehberde, yapay zekadan her seferinde işe yarayan sonuçlar almanın 8 temel tekniğini bulacaksın. Kod bilmene gerek yok — sadece sormayı öğrenmek yeterli.
Yapay zekayı ilk kez denediğinde heyecanla bir şeyler yazarsın, modelin sana yarım yamalak bir cevap verdiğini görürsün ve "bu kadar mı?" diye düşünürsün. Sonra bir arkadaşının ya da internette gördüğün birinin aynı araçtan inanılmaz çıktılar aldığını izlersin — sanki bambaşka bir araç kullanıyor gibi.
Fark araçta değil. Fark prompt'ta.
Bu rehberde, Google, Anthropic ve OpenAI'ın kendi dokümantasyonlarına dayanan, gerçekten işe yarayan teknikleri Türkçe'de ve sıradan insan perspektifinden anlatıyorum. Kod bilmene gerek yok, teknik terim ezberlemene de. Sadece birkaç alışkanlığı değiştirmen yeterli.
Prompt, yapay zekaya yazdığın her şeydir. Kısa bir soru da olabilir, sayfalarca bağlam da. Ama şunu erken söyleyeyim: yapay zeka modelleri tahmin makineleridir. Yazdığın her kelimeye bakarak "bu bağlamda ne gelmeli?" diye düşünür ve yanıt üretir. Ne kadar net ve iyi kurgulanmış bir bağlam verirsen, tahmin o kadar isabetli olur.
Google Cloud'un tanımıyla: prompt, modele bir yol haritası verir. Nereye gittiğini bilmeden yola çıkan biri gibi değil, haritası olan biri gibi ilerler.
Peki iyi bir prompt ne yapar?
Anthropic'in kendi dokümantasyonundaki en güçlü analoji bu: yapay zekayı, yeni işe başlamış zeki bir çalışan gibi düşün. Yetenekli, hızlı, bilgili — ama senin iş akışını, tercihlerini ve normlarını bilmiyor. Ona "şunu yap" demek yeterli değil. Neden yapacağını, nasıl yapacağını, hangi tonda yapacağını da söylemen gerekiyor.
Bunu aklında tutarsan prompt yazmak çok daha doğal hale gelir. Yapay zekaya nasıl konuşacağını değil, iyi bir çalışana nasıl iş vereceğini düşünürsün.
En sık yapılan hata: ne istediğini değil, ne hakkında konuşmak istediğini yazmak.
Zayıf: "İklim değişikliği hakkında bir şeyler yaz."
Güçlü: "İklim değişikliğinin sahil kentlerine etkilerini anlatan, 500 kelimelik, çevre konularına ilgisi olan ama teknik bilgisi olmayan okuyucuya yönelik bir makale yaz."
Farkı görüyor musun? İkinci versiyonda model ne yapacağını (makale yaz), kimin için yapacağını (teknik olmayan okuyucu), ne kadar yapacağını (500 kelime) ve odak noktasını (sahil kentleri) biliyor. Tahmin aralığı ciddi oranda daralıyor.
Google Cloud'un tavsiyesi de aynı yönde: hedef kitleyi, çıktı uzunluğunu ve formatı açıkça belirt. "Bir şeyler yaz" değil, "şu formatta şunu yaz" de.
Pratik alışkanlık: Prompt'u yazmadan önce kendine şunu sor: "Bu çıktıyla tam olarak ne yapacağım? Bir e-postaya mı yapıştıracağım, sunuma mı koyacağım, bir karara mı temel oluşturacak?" Cevabın prompt'una doğrudan girmeli.
Yapay zekayı bir dedektif gibi düşün. Elindeki ipuçlarına bakarak en mantıklı sonucu çıkarmaya çalışıyor. Ne kadar iyi ipucu verirsen, o kadar iyi sonuç çıkarır. Ama gereksiz bilgi de kafasını karıştırır.
Örnek — bağlam eksik:
"Bu e-postayı düzelt."
Model neyi düzelteceğini bilemez. Gramer mi? Ton mu? Uzunluk mu?
Örnek — bağlam yerinde:
"Bir müşteriye geç teslimat için özür dilemem gerekiyor. Müşteri sinirli bir mail attı. Bağlı olduğumuz marka sıcak ve samimi bir dil kullanıyor. Aşağıdaki taslağı bu doğrultuda yeniden yaz, 150 kelimeyi geçmesin."
Bu versiyonda model durumu anlıyor, markanın tonunu biliyor, uzunluk kısıtını görüyor.
Dikkat: Bağlam vermek, her şeyi dökmek demek değil. "Şirketimiz 2005'te kuruldu, 43 çalışanımız var, geçen yıl şunu yaşadık..." gibi alakasız detaylar modelin dikkatini dağıtır. Sadece o görevle doğrudan ilgili bilgiyi ver.
Bu teknik basit görünüyor ama etkisi büyük. Modele "sen kimsin?" diye söylediğinde, hem tonu hem bilgi derinliğini o role göre ayarlıyor.
Rol vermeden:
"Yazılım sektörüne nasıl geçilir?"
Rol vererek:
"Sen deneyimli bir kariyer koçusun. Yazılım sektöründe çalışmak isteyen, kariyerini değiştirmek isteyen birine nasıl bir yol haritası çizersin?"
İlkinde model genel bir yanıt üretir. İkincisinde bir koçun perspektifinden konuşur, yapılandırılmış ve kişiselleştirilmiş bir tavsiye verir.
Rol verirken spesifik ol. "Uzman biri" değil, "10 yıl deneyimli bir pazarlama müdürü" de. "Yardımcı ol" değil, "kariyer danışmanı olarak değerlendir" de. Ne kadar spesifik olursan, çıktı o kadar odaklı gelir.
Bu, prompt mühendisliğindeki en güçlü tekniklerden biri: "few-shot prompting" yani birkaç örnek verme.
Neden işe yarıyor? Çünkü istediğin formatı, tonu veya yapıyı kelimelerle anlatmak çok zor. Ama bir örnek gösterdiğinde model hemen anlıyor.
Örnek kullanımı:
Aşağıdaki stilde ürün açıklamaları yaz:
Örnek 1: "Sabahları kahven kadar güçlü, akşamları mum ışığı kadar sıcak. Bu ceket sadece bir kıyafet değil — bir ruh hali."
Örnek 2: "Tasarım minimalist, konfor maksimal. İki cep, sıfır sorun."
Şimdi şu ürün için aynı stilde yaz: [ürün açıklaması]
Model senin yazım tarzını öğreniyor ve ona uygun üretiyor. Bu tekniği markanın sesi için, belirli bir yazım stili için ya da istediğin format için kullanabilirsin.
Özellikle ChatGPT ve Claude gibi büyük dil modellerinde bu teknik çok etkili. Her ikisi de verilen örneklerden hızla kalıp çıkarıyor ve tutarlı şekilde uyguluyor.
Karmaşık bir problem üzerinde çalışıyorsan, modelden doğrudan cevap vermesini değil, adım adım düşünmesini iste. Buna "chain of thought" (düşünce zinciri) deniyor.
Neden fark yaratıyor? Çünkü model adım adım ilerlerken kendi mantığını kontrol ediyor. Doğrudan cevap verdiğinde bazen hızlı tahmin yapıyor ve hata yapıyor. Ama adım adım gidince her aşamada önce düşünüyor.
Kullanım:
"Şu problemi çöz ama önce adım adım düşün. Her adımı yaz, sonra sonuca ulaş."
ya da daha spesifik:
"Bu kariyer kararı için önce artıları listele, sonra eksileri, sonra alternatif seçenekleri değerlendir, son olarak önerini sun."
Bu teknik özellikle analitik kararlar, karşılaştırmalar ve çok adımlı hesaplamalar için çok değerli. Perplexity gibi araştırma odaklı araçlarda da bu yaklaşım çok işe yarıyor çünkü model kaynaklarını daha sistematik tarayabiliyor.
Modelin ne üretmesini istediğini söylediğin kadar, nasıl üretmesini istediğini de söyle.
Kullanabileceğin formatlar:
Örnek:
"Aşağıdaki bilgiyi bir tablo formatında sun. Sütunlar: Araç adı, Fiyat, Türkçe destek var mı, Ücretsiz plan var mı."
Ya da:
"Bunu madde işareti yerine paragraf olarak yaz. Başlık kullanma."
Anthropic'in kendi dokümantasyonu bu konuda net bir şey söylüyor: "ne yapma" demek yerine "ne yap" de. "Madde işareti kullanma" yerine "düzgün akışlı paragraflar yaz" demek daha etkili. Aynı ilke Gemini ve Copilot için de geçerli.
Model kısıtları bilmiyorsa kendine göre karar verir. Bu bazen iyi, çoğu zaman sürpriz olur.
Kısıtlar şunları içerebilir:
Örnek — kısıtsız:
"Sunum için özet çıkar."
Örnek — kısıtlı:
"Bu sunumun ana mesajlarını 5 maddede özetle. Her madde en fazla 2 cümle olsun. Teknik jargon kullanma, yönetim ekibine sunulacak."
İlk prompt'tan mükemmel sonuç almayı bekleme. Prompt yazmak iteratif bir süreç.
Pratik yaklaşım:
Zamanla kendi "prompt kütüphanen" oluşur. Tekrar tekrar işe yarayan şablonları bir yerde sakla. Özellikle iş hayatında aynı tip görevler için sürekli aynı prompt'u kullanmak yerine, bir kez iyi bir prompt yaz ve sakla.
Evet, küçük farklar var ama temel ilkeler aynı. Birkaç pratik not:
ChatGPT: Sayısal kısıtlara iyi uyar ("3 madde", "50 kelime"). Format talimatlarına genellikle hızlı uyum sağlar. Türkçe içerik üretiminde şu an piyasanın en güçlü seçeneklerinden biri.
Claude: Uzun ve bağlamlı görevlerde güçlü. Ama Anthropic'in kendi belgesi bir şeyi açıkça söylüyor: Claude talimatları kelimesi kelimesine yorumlar. "Bunu her bölüme uygula" demezsen sadece ilk bölüme uygular. Kapsamı açıkça belirt.
Gemini: Google ekosistemiyle entegreli çalışıyor. Arama tabanlı içerikler ve güncel bilgiye dayanan görevlerde avantajlı.
Copilot: Bing arama altyapısıyla çalışıyor, güncel bilgiye erişimi var. Microsoft ürünleriyle entegrasyon isteyenler için mantıklı bir seçenek.
Genel tavsiye: Hangi modeli kullanırsan kullan, temiz ve net bir dil yaz. Belirsizlik hangi modelde de sorun çıkarır.
Evet. Midjourney, DALL-E, Leonardo.ai veya Ideogram gibi görsel üretim araçlarında prompt mantığı biraz farklı işliyor.
Metin tabanlı modeller bağlamı ve niyeti anlayıp yorumlayabiliyor. Görsel modeller ise yazdığın her kelimeyi görsel bir unsura çevirmeye çalışıyor. Bu yüzden:
Sen 10 yıl deneyimli bir e-ticaret pazarlama uzmanısın. [ürün adı] için Instagram'da kullanılacak 5 farklı caption yaz. Her biri farklı bir açıdan yaklaşsın: faydacı, duygusal, merak uyandıran, sosyal kanıt odaklı, aciliyet yaratan. Her caption maksimum 150 karakter olsun, emoji kullanabilirsin.
Bir [pozisyon adı] için iş ilanı yaz. Şirket kültürümüz açık, yatay hiyerarşik. Adayın teknik yetkinliklerden çok problem çözme ve öğrenme isteğine sahip olmasını istiyoruz. İlan 300 kelimeyi geçmesin, resmi ama samimi bir dil kullansın.
Sinirli bir müşteri ürünüyle ilgili şikayetini mail ile iletti. [Şikayet metni buraya]. Bu şikayete empati kurarak, sorunu kabul ederek ve çözüm önerisi sunarak yanıt ver. Ton özür diler ama savunmacı değil. 200 kelimeyi geçmesin.
Lise düzeyindeki bir öğrenciye fotosentezi anlat. Günlük hayattan bir analoji kullan. Önce temel kavramı açıkla, sonra neden önemli olduğunu anlat. 250 kelimeyi geçmesin.
Sen bir içerik stratejisti olarak [konu] hakkında bir blog yazısı taslağı çıkar. Hedef kitle: [hedef kitle]. Ton: [samimi/resmi/eğlenceli]. Yapı: giriş, 4 ana başlık, sonuç. Her başlığın altına 2-3 cümlelik özet ekle.
Bir kira sözleşmesindeki şu maddeyi sade Türkçeyle açıkla: [madde metni]. Hukuki jargonu kullanma, kiracı perspektifinden ne anlama geldiğini söyle. Bu bir hukuki tavsiye değil, anlama yardımcı olacak bir açıklama.
1. Çok genel soru sormak
"Bana pazarlama hakkında bir şeyler söyle" — model ne söyleyeceğini bilemez. Ne kadar spesifik olursan, o kadar kullanılabilir çıktı alırsın.
2. Negatif talimat vermek
"Klişe kullanma" yerine "özgün ve spesifik örnekler kullan" de. Model "yapma" talimatlarından "yap" talimatlarına daha iyi uyar.
3. Tek seferde çok şey istemek
Beş farklı görevi tek prompt'a sıkıştırma. Böl ve sırayla sor. Özellikle uzun ve karmaşık işlerde bu yaklaşım çok daha iyi sonuç veriyor.
4. Çıktıyı olduğu gibi kullanmak
Model çok iyi bile olsa çıktıyı gözden geçir. Asıl yargı senin. Yapay zeka güçlü bir taslak üretici, sonsuz bir doğruluk makinesi değil.
5. Vazgeçmek
İlk yanıt iyi değilse devam et. "Bunu şu şekilde düzelt", "bu kısmı genişlet", "daha resmi yaz" diyebilirsin. Konuşma devam ederken model önceki bağlamı hatırlıyor.
Prompt ne kadar iyi olursa olsun, doğru aracı seçmek de önemli. Her modelin güçlü olduğu alan farklı:
Tüm bu araçları incelemek için araçlar dizinine göz atabilirsin. Hangi araçla ne yapacağını bilmek, iyi prompt yazmak kadar önemli.
Prompt yazmak bir beceri — ve her beceri gibi pratikle gelişiyor. Sihirli bir formül yok. Ama şu üç şeyi hatırlarsan büyük fark yaratırsın: net ol, bağlam ver, örnek göster.
Yapay zekayı gerçekten işini kolaylaştıran bir araca dönüştürmek istiyorsan, prompt'larına harcayacağın 30 saniye, aldığın çıktının kalitesini büyük ölçüde artırabilir.
Deneyi bırakma. Her seferinde bir şey öğreniyorsun.
Bu rehber aşağıdaki kaynaklardan ilham alınarak, Türkçe kullanıcı perspektifiyle yeniden yazılmıştır:
Google Cloud — What is Prompt Engineering?
cloud.google.com/discover/what-is-prompt-engineering
Anthropic — Claude Prompting Best Practices
platform.claude.com/docs/en/build-with-claude/prompt-engineering/claude-prompting-best-practices
OpenAI Developer Community — A Guide to Crafting Effective Prompts
community.openai.com/t/a-guide-to-crafting-effective-prompts-for-diverse-applications/493914
Bryan Collins (Medium) — How I Write Prompts for AI, as Taught by Google
medium.com/@bryanjcollins/how-i-write-prompts-for-ai-as-taught-by-google